GÜNCEL EGE YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ POLİTİKA SPOR RÖPORTAJLAR YAZAR CAFE FOTO GALERİ VİDEO GALERİ
Gönül Soyoğul
YAZARLAR
3 Ekim 2012 Çarşamba

Böyle başa böyle tarak olursa…

Son dakika…
Enflasyon oranları belli oldu…
Gerisi falan filan…
Biz ki ne oranlar görmüş, çift haneli rakamlar üzerine toto bile oynamış bir ırkın ahvaliyiz. Keser mi bizi hiç öyle tek haneli enflasyon?
Ayrıca kim takar TÜFE’yi, ÜFE’yi?
TÜFE yüzde 9.19, ÜFE yüzde 4.03 olmuş, ne yazar?
Hakiki enflasyon cepte ve cep sahiden delikli kevgir vaziyette.
‘Dünyanın en pahalı benzini Türkiye’de’ rekorunu elde etmemiz yetmedi, hükümetimiz bütçe açığını kapamak için bir kez daha bizim zavallı bütçelerimize el attı; malumunuz elektrik ve doğalgaz, vatandaş deyimiyle tam gaz köklendi.
Bütçeyi denkleştirmek için düğüm üstüne düğüm atıyorduk, bundan sonra ne atsak delik küçülmeyip büyüyecek, apaçık belli.
Evlerde bugünlerde konuşulan konu de belli.
Doğalgaz ve elektrik zamlarından sonra bu kış nasıl geçecek?
Ne yapmalı da ısınma faturasını aşağı çekmeli?
Elektrikle ısınmak demek, oturup para=maaş yakmak demek.
Doğalgaz desen, -daha bu ilk zam- kış boyu ne olacağı belli değil; bu halde bile aylık fatura 100’ün altına düşmez.
Hadi ısınmayalım, yorgana/battaniyeye sarınıp oturalım desen… Ya kör boğaz?
Dün bir bugün iki, ekmeğin 1 liraya çıkacağı, etin, sütün, süt ürünlerinin alıp başını gideceği bas bas bağırılıyor.
Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR) Başkanı Murat Yörük, doğalgaz ve elektrik zamları ile birlikte süt fiyatlarının da 1 Ekim itibari ile yüzde 12 zamlandığını söyledi bile işte. Yeni fiyatlar, 15 gün içinde raflarda arzı endam edecek.
Son zamların gıda fiyatları üzerindeki etkisi yüzde 5 ile15 arasında olacak.
Şehir içi ulaşım zammı deseniz, kapıda.
Yani… Günlük hayatımızı doğrudan etkileyecek zamlar yağmur gibi değil, ceviz iriliğinde dolu şeklinde yağıyor/yağacak. Şemsiye de kar etmeyecek.
 
Durum buyken, kirada oturup çocuk okutan, aldığı parayla ay sonunu getirmek için kırk takla atan vatandaşın hali perişanken; irili ufaklı muhalefet partilerimiz ne konuşuyor? Ufakları bırakın, ana muhalefet ne diyor? Bu yangını nasıl dile getirip hiç değilse içimizi nasıl soğutuyor?
‘Ey hükümet, ey Başbakan? Sen 2071’den bahsediyorsun ama millet bu kışı nasıl çıkaracağını düşünüyor. O senin adını ağzına anmadığın yaşlı Avrupa’da AB ülkelerinde yıllık süt içimi kişi başına 83 litre. Bu rakam ABD’de 100 litre. Türkiye’de ise hepi topu 26 litre. Artık çocuklarımız daha az süt içecek, neslimiz daha sağlıksız olacak. Umurunuzda mı?” diyen var mı?
Ya da “Bu millet nasıl ısınacak, kış kapıda. Dört kişilik ailenin elektrik faturası minimum 75 liraydı, bu rakam bu kış iki katını geçecek. Doğalgaz faturası 100’ün altına düşmeyecek, biliyor musunuz’ diyen?
Yok. Ne var?
Varsa yoksa Başbakan Erdoğan’ın belirlediği gündemde otlamak.
Bu millete Erdoğan’ın kükremesi, kendisine muhalif olan herkese sürekli haddini bildirmesi/azarlaması yetmezmiş gibi; o konuda da ardına takılıp ‘namert, hain, yalancı, satıcı, cahil, şerefsiz, kolpacı’ hakaretleri etmek var.
Sözüm ana muhalefete.
Sayın Kılıçdaroğlu, hakaret etmeyi bırakınız; henüz CHP Genel Başkanı olmadan önce ekranlara çıktığınızda seçtiğiniz düzeyli/efendi dile dönünüz. Bu zehirli dil Başbakan’a da yakışmıyor ama size hiç yakışmıyor; kötü bir taklit olarak apaçık sırıtıyor.
Dört kişilik bir ailede bu zamlarla neler olacağını rakamlarla ortaya koymak, çocuklarımızın ne kadar süt içip, ne kadar peynir, yoğurt, et yiyebileceğini gözler önüne net ifadelerle masaya sermek, bir ailenin ısınma giderinin AKP iktidarında nereden nereye geldiğini söylemek, gerçek enflasyonu anlatmak varken, hiç yakışmayan bir üslupla hakaretler sıralamak niye?
Biliniz ki, bu hakaretler içimizi soğutmuyor; tam tersine geriyor.
İçimizi soğutacak tek şey, AKP iktidarın karşısına sağlam/tutarlı/düzeyli/hedefleri olan/vizyonu olan bir muhalefetin varlığını görmek olacaktır.
Bırakın Erdoğan dilini; halkın gündemini, halkın dilini kullanın.
Derdiniz/hedefiniz, gerçekten iktidar olup bu milletin derdini çözmekse tabii…