GÜNCEL EGE YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ POLİTİKA SPOR RÖPORTAJLAR YAZAR CAFE FOTO GALERİ VİDEO GALERİ
Gönül Soyoğul
YAZARLAR
4 Kasım 2009 Çarşamba

Erman Toroğlu ne diyecek? Tek merakım budur benim...

Karpuz dediğin 'içi kırmızı, dışı yeşil' diye bildiğinden çok daha öte bir şey.
Karpuz tutmak ayrı bir sanatsa, karpuz seçmek bambaşka bir sanat. Bu konuda takıntımızın olduğu malum.’¶ Yoldan kimi çevirip sorsanız kendini 'dünyanın en iyi karpuz seçicisi' olarak görür.
Fakat işin aslı öyle mi?
Değil... Bir kere kabak karpuz almamak için mevsimini bekleyeceksin. Yol kenarına nisan ortasında park eden ilk karpuz kamyonuna yaklaşırsan, eve iki kilo toz şeker alıp gitmen gerekir.
Mayıs ayından temmuza kadar Adana ve Hatay karpuzunu, sonrasında Trakya, Ödemiş, Balıkesir, Karacabey, Manisa, Gölmarmara, Torbalı karpuzlarının tezgaha dizilmesini bekleyeceksin.

Öyle enseye tokat atar gibi karpuza iki 'şap şap' yaparak karpuzun iyisini anlayacağını hesap ediyorsan, keleğin önde gidenisin. Literatürünü bilmiyorsan hiç yanaşma, karpuzcunun ya da kabzımalın insafına güven. Bunun tayt karpuzu var, topak olanı var. Kurşun geçirmez kadar ağır olanına gülle, rengine göre seçilenine ferik, sürme diyorlar.
Hey yavrum hey, sen de iki şap şapla tarih yazmaya çalışıyorsun. Devam et bakalım.

Kelek karpuzu doğrudan fark etmenin imkanı yok. Ancak ortasında sararmışlık bulunan karpuzları tercin edin. Kabzımallar buna 'ayna vermek' diyor. Sarılı karpuzu gözü kapalı alın. Gözünüzü madem kapatmaya kararlısınız, o zaman bir sır daha vereyim. Karpuzu kulak mesafesine kadar kaldırın, ağırsa siz eğilin. Bir elinizle tutup, diğer boştaki elinizdeki işaret parmağını kullanarak karpuza bir perküsyoncu gibi periyodik ritimlerle vurun. Tok ses geliyorsa karpuzu alın. Ancak bunun içi geçmiş olma ihtimaline karşı, bir karpuz daha seçin.

Karpuzun şekli de önemli derler ama inanmam. Hem böyle boksçuların ensesi gibi yuvarlak olanını da denedim, basketbolcu gibi uzun olanını da... Şekil çok da önemli değil. Yamru yumru bir karpuz bile güzel çıkabilir. Ama 'boyu küçük, sapı taze ve kabuk rengi açık'karpuzlardan uzak durun.
Haa, tüm bunlara rağmen karpuz hala kelek çıkıyorsa karpuzcuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne şikayet edin. Ben ne yapayım yani... "

Faydalı linklerden çekip çıkardığım 'karpuz seçme sanatı'nı kim dile getirmiş; belli değil. Yakın ihtimal, bir ara televizyonlarda hangi meyveyi nasıl seçeceğimizi uzun uzun anlatan, eski kabzımal Erman Toroğlu.
Uygulardınız uygulamazdınız... Uyguladığınızda iyi sonuç mu alırdınız, "sen ne anlarsın hıyardan" mı deyip söylenirdiniz Erman'a, bilemem.
Bildiğim, eski kabzımal Toroğlu'nun bile GDO'yu yuttuğu!
Başımıza şimdi bir de genetik modifikasyon çıktı malum. Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar GDO. Bir canlının doğal haline müdahale edilerek laboratuar şartlarında genlerinin değiştirilmesi işlemi.
İlk olarak Yılmaz Özdil'den Frankeştayn başlığıyla duydum ben. O yazdıktan sonra şimdi bütün köşelerde GDO. Orijinal kısatlmasını, yakında Ekşi Sözlük'te okuruz artık.
 
Diyorlar ki, dünyada Soya, Pamuk, Mısır gibi bazı ürünleri tümü, artık GDO’’lu. Mesela son yıllarda her yerde görmeye başladığımız alkol gibi bağımlılık yapan mısırlar, Epicyte’’in geliştirdiği sperm öldürücü GDO’’lu ürünler olup, değişiklik ABD Tarım Bakanlığı tarafından finanse edilmekte. Bu ürün şu anda Monsanto’’nun tekelinde.
Kolza diye bilinen yağlı bitki zaten yüzde 100 genetiği değiştirilmiş ve adı da artık Kanola olarak bilinen tehlikeli bir bitki.
Bunların yanı sıra kesmece denilen karpuzlardan tutun, sayısız sebze ve bitki, artık önemli oranda GDO’’lu.
 
Karpuz örneğini mesela, biraz açalım. Malum, yata yata büyüyen karpuzun memleketiyiz.
Diyorlar ki, gen yapısı değiştirilen karpuz tohumu, 'hızlı büyüyen, geç bozulan, olgunlaşmadan kırmızılaşan, daha kalın kabuk, az çekirdekli ve karpuz tadı içermeyen" bir ürüne dönüştürüldü. Eskiden karpuzun bir kısmı bembeyaz olurdu. Artık hepsi kıpkırmızı ve ’‘kesmece’’ olarak satılıyor.
Çiftçi daha hızlı büyüdüğü, hepsi kırmızı olduğu, geç çürüdüğü, daha ağır olduğu için bu tohumları tercih ediyor.
Toplum sağlığının bozulması, tohumcunun işine yarıyor. Çünkü ilaç satacak.
Toplum sağlığı da eğitimsiz, her şeye kazanç gözüyle bakan çiftçilerin umurunda değil.
Peki, bu nasıl sağlanıyor?
Karpuza büyüme geni, hızlı büyüyen bir bitki veya hayvandan; kırmızı rengi, kırmızı bir böcekten; dayanıklılık geni sert kabuklu bir hayvan veya canlıdan transfer ediliyor.
 
Ülkelerinin özgürlüğü için savaşan bir grup Meksikalı, çatışma sırasında yemek molası verir. Silahların sustuğu bu anda, bir bayraklarının olmadığından yakınırlar. Herkes nasıl bir bayrak istediğini anlatır ama bir karara varamazlar. Sonunda aralarından biri, yedikleri karpuzun kabuklarını göstererek şunları söyler:
"Biz bu topraklar için savaşıyoruz. O da bize karpuz veriyor. Bayrağımız, rengini karpuzdan alsın!"
Böylelikle kırmızı, beyaz ve yeşilden oluşan Meksika bayrağı doğuyor.
Bir karpuzu kestiğimizde ortaya çıkan renklerin bir ülkenin bayrağı olduğunu çok azımız biliriz. Ben de bilmezdim.
Zaten önemi de kalmadı. Artık, hiçbirimiz hiçbir şey bilmiyoruz.
 
Şimdi tek merak ettiğim, Erman Toroğlu'nun GDO’’lu ürünleri nasıl ayıklayıp güvenilir sebze-meyveyi nasıl seçeceğimizi anlatması’… Sağlık Bakanı'na mı güveneceğim, ne yani? Ona, Başbakan Erdoğan bile güvenmiyorken...
Bu hafta sonunu, Erman-Şansal programını iple çekiyorum ben. Muhtemelen bu konuda veciz bilgiler verecektir.
O ne derse, benim için artık o.