GÜNCEL EGE YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ POLİTİKA SPOR RÖPORTAJLAR YAZAR CAFE FOTO GALERİ VİDEO GALERİ
Erkan SEVİNÇ
YAZARLAR
12 Şubat 2020 Çarşamba

Yok birbirimizden farkımız ama biz Osmanlı Bankasıyız!

Osmanlı Bankası, İngiliz sermayeli Bank-ı Osmani ile 1862 istikrazını (borçlanma) üstlenen bir Fransız mali grubunun (Mayer Amschel Rothschild) eşit ortaklığıyla, 1863'te İstanbul’da “Bank-ı Osmani-i Şahane” adıyla kuruldu…

“Bank-ı Osmanî-i Şahane”, uzun yıllar Osmanlı İmparatorluğu'nun resmi bankası ve hazinedarı olarak görev yaptı. İmparatorluk genelinde birçok altyapı yatırımını destekleyen banka, yaygın şube ağı sayesinde piyasa ile ilişkilerini artırarak ticarî bankacılıkta kendisine önemli bir yer edindi…

Para sisteminin sağlıklı hale getirilmesi ve “Bank-ı Osmanî Şahane”nin kurulması, Tanzimat Fermanı'nın maliye alanındaki icraatlarının başında yer aldı. 1993’e gelindiğinde anonim şirket statüsüyle yeniden yapılanan bankanın hisseleri, Haziran 1996'da Garanti Bankası'na ait Clover Investments tarafından satın alındı ve 2001’de banka Doğuş Grubu'na katıldı…

Garanti Bankası bugün Garanti BBVA olarak Türkiye’nin önde gelen bankalarından... Garanti Bankası'nın hisse ortağı olan BBVA dünya üzerinde pek çok ülkede hizmet veren Banco Bilbao Vizcaya Argentaria, İspanya merkezli bir banka…

***

Osmanlı Bankası tarih oldu ama reklam sloganı hala hatırlarda:

“Yok aslında birbirimizden farkımız, ama biz Osmanlı Bankası’yız…”

Cumhuriyet Halk Partisi’nin Kurultay’a giden süreçte gerçekleştirdiği il kongreleri için de kullanılabilir bu slogan... İktidar’daki AK Parti’nin yöntemi olan atanmış divan başkanları, tek adaylı seçimleri ana muhalefet partisi hem de sosyal demokrat olduğunu iddia eden bir parti uyguluyor…

Bu yıl il kongresine gitmedim... Uzaktan izledim... “Bana bu görev tebliğ edilmiştir” diyen il başkanı Deniz Yücel’in oy verenlerin sadece üçte birinin oyunu alması, “sessiz protesto” olarak değerlendirilebilir…

Kongreye tekrar dönmek üzere burada bir es verelim…

***

Yerel yönetim seçimlerinden önce...

Tarih; 1 Ekim 2018…

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu basın mensuplarını Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde topladı ve aday olmayacağını açıkladı:

“İzmirliler beni üç dönem boyunca belediye başkanı olarak seçti. 150 yıllık belediyecilik tarihinde en uzun süre başkan olarak yer almak ben ve ailem için gururların en büyüğüdür. Bugün 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde aday olmama kararı aldım…”

Böyle dedi ama…

Ben dahil kimseyi inandıramadı…

Seçimler yaklaştı, ortaya Tunç Soyer ve Tuncay Özkan isimleri atılınca da Aziz Başkan genel başkanın kapısına dayandı ve “O zaman ben de aday adayıyım” dedi…

O gün, “Tunç Soyer bir dönem daha mı bekleyecek? Yazık ya…” diye düşündüm… Niye? Çünkü benim de Çeşme’den aday adayı olduğum yerel seçimlerde Aziz Başkan yazdığı listeyi birebir genel başkana istifa tehditlerine kadar giderek onaylatmıştı… Ancak bu kez öyle olmadı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yerel adaylarını İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere başarılı ilçe belediye başkanlarından belirledi... İzmir’de Tunç Soyer devri başladı… Yanıldığıma, iddialar kaybettiğime çok mutlu oldum…

***

Geliyoruz 13 Kasım 2019’a...

İzmir’de mahalle seçimleri ile kongre süreci başlamış…

Ege’de Sonsöz’de, Tunç Soyer’in tavrını kaleme alıyorum…

Ne yazmışım, hatırlayalım:

“Soyer’in tavrı net! Başkan örgütte kimin delege olup olmayacağı ile ya da kimin ilçe başkanı ya da yönetim kurulu üyesi olup olmayacağı ile ilgilenmiyor… O uyumlu ve yakın çalışabileceği bir il başkanı istiyor… Bu talebini genel başkana iki kez karşılıklı görüşme ile iletti. Yine örgütlerden sorumlu genel başkanıyla da biraraya geldi ve mevcut başkan ile çalışamayacağını söyledi… Çünkü o yanı başında duran ve onu destekleyen bir il başkanı istiyor... Yücel’i bu uzun yolda kendisi ile yürüyecek bir il başkanı olarak görmüyor. Performansını artıracak bir il başkanı istiyor… Sinerji yaratacak bir il başkanı…”

Bir de aday öne sürüldü, Devrim Barış Çelik...

Bu nedenle il başkanlığında bir değişimin olacağını tahmin ettim. Ancak haftalar geçtikçe genel merkezin baskıları arttı. Tunç Soyer de dediklerinin arkasında duramadı… Genel Başkan’a direnemedi ya da direnmedi… Böylece bir kez daha yanıldım… Ancak bu kez mutlu olamadım… Deniz Yücel’i Soyer’in seçim çalışmalarında kaç kez yanında gördünüz ? İstanbul’a bakın... Canan Kaftancıoğlu her an Ekrem İmamoğlu’nun yanındaydı… Hatta bazen ondan daha fazla ön plandaydı…

Yücel, “Nasılsa İzmir bizim” diye düşünmüş olabilir, bilmiyorum.

Tekrar il kongresine dönelim…

Kongrenin kazananı var mı?

Ya da kongrenin kazananı yok söylemlerine katılmıyorum…

Kongrenin kazananı çok…

Konak Belediye Başkanı Abdül Batur’dan, CHP’nin Aliağa Belediye Başkanı adayı olan Özcan Durmaz’a, hatta Balçova örgütüne kadar…

Kazananların başında CHP genel başkan yardımcısı, İzmir milletvekili Tuncay Özkan geliyor… Yerel seçimlerde büyük ölçüde İzmir’i dizayn eden Özkan, kongreye giden süreci yönlendirdi, kongrede de istediğini elde etti. Özkan siyasette hem ayrıştırıcı, hem birleştirici roller üstlenen biri… Şu anektod onu çok güzel anlatıyor:

“Bu arkadaş Silivri’de iki kişinin kaldığı koğuşa üçüncü kişi olarak geldi. Bir hafta sonra canciğer olan diğer iki kişi kavga eder durumdaydılar…”

Kongrenin tek ayıbı “tek adaylı” olması değildi... Bir büyük ayıp daha vardı… Kendisi İzmir Milletvekili olan CHP Genel Başkanı’nın kongreye katılmaması. Programı çok yüklü olabilir ama yarım saat bile olsa kongreye gelmeliydi…

İl Başkanı zaten belliydi, mücadele listeler üzerine sürdü…

Hatta oylamaya 4 saat geç geçildi. O odadan çıkan diğer odaya giriyor. Toplantılar, toplantılar. Şöyle konuşmalar geçmiş olabilir mi?

Deniz Yücel: “Size selam, size selam getirmişem…”

Tunç Soyer: “İl başkanım, yarın bisiklete başlıyorsunuz. Benim enerjime yetişmeniz için spor şart…”

Tuncay Özkan: “Listelerde Kurultay’da genel başkanımıza biat etmeyecek tek bir insan evladı olmasın…”

***

Tabii bunlar latife…

Kapalı kapılar ardında neler konuşulduğunu kim bilebilir?

İzmir İl Kongresi’nden bir fotoğrafı belleklerinizde tutun lütfen...

Özkan, Soyer ve Yücel’in kol kola olduğu fotoğraf…

Bakalım; genel ya da yerel seçimlerde bu üçlü nerede olacak?