GÜNCEL EGE YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ POLİTİKA SPOR RÖPORTAJLAR YAZAR CAFE FOTO GALERİ VİDEO GALERİ
Mehmet KARABEL
YAZARLAR
4 Ocak 2021 Pazartesi

Güzelim köyler mahalle olmaktan nasıl kurtulur?

Yıllar su gibi akıp gidiyor; çoğu kez farkında olamıyoruz…

Ancak…

Her şey olup bittikten sonra “hayatın gerçeği” karşımıza çıkıyor…

26 yıl önce…

Tansu Çiller hükümeti Türkiye’yi yönetiyordu…

Sermaye çıkışıyla birlikte…

Ocak 1994'te dolar bir günde yüzde 14 değer kazandı…

O gün…

Cumhuriyet Tarihi’ne “1994 Krizi” olarak geçti…

Her şey pahalandı…

Karaborsa hortladı…

Türkiye şok geçiriyordu…

***

Aradan altı ay geçti…

Her zamanki gibi pahalılığa alıştık…

Sular durulmaya başlamıştı ki…

Ferdi Tayfur bir kaset yaptı…

Türkünün ezgileri kıpır kıpırdı…

Ama asıl sözleri çok anlamlıydı…

1994 Krizi’ni o kadar iyi anlatıyordu ki…

Biz yine de…

Bu anlamlı kasetin mesajını…

İçselleştirmek yerine…

Düğünlerde çalmakla ve müziğin eşliğinde oynamakla yetindik…

Sözleri şöyleydi:

“Ne umutla geldik koca şehre…

Allah sonumuzu hayır getire…

Alacaklı haciz koymuş Bekir’e…

Hadi gel köyümüze geri dönelim…”

O türkü açık ve net şunu anlatmak istiyordu…

Ey emmi, ne halt etmeye geldin koca şehre…

Mutlu değil miydin, güzelim köyünde?

***

Sahi, ya…

Köy’de kimse aç kalmıyordu…

Köy’de herkesin bi’işi vardı…

Köyde temiz hava vardı, sular kirlenmiyordu…

Diktiğin ağacın gölgesinde büyüyordu çocukların…

Ne bilge öğretmeni vardı köyün!

Çocuklarla tek tek ilgileniyordu…

Komşu komşunun traktörünü kullanıyordu…

Şehirde komşuna…

Değil arabanı, anahtarlık bile veremezsin…

(İstisnalar var tabii…)

***

Ferdi Tayfur’un türküsü sadece kulakların pasını sildi…

Köyüne dönenlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmiyordu…

Bi’de şu dert vardı…

Köye dönmek, şehirde tutunamamak demekti…

Tefe alırlardı köy kahvesinde adamı…

Sonra?

Sonra asıl bomba patladı…

Sahnenin son perdesi açıldı…

***

Sekiz yıl önceydi, Aralık’ın ilk haftasında…

Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül…

Hükümet’in önerisiyle “Büyükşehir Yasası”nı onayladı…

O yasa gereği; 30 Mart 2014’te…

Büyükşehirlerdeki 16 bin köyün tüzel kişiliği…

Tek cümleyle yok edildi…

Türkiye’de ne kadar “köylü” varsa…

O yasa gereği bir anda “şehirli” yapıldı…

Tarihe not düşelim:

Sekiz yıl önce halkın yüzde 77’den fazlası…

Şehir ve ilçe merkezlerinde yaşıyordu…

Yasa ile büyükşehir sayısı 30 oldu…

Bazı beldelerle birlikte köyler mahalle statüsüne geçti…

Güzel memleketimde…

Nüfusa göre “şehirli” oranı bir anda yüzde 90’ı geçti…

Özet:

Memlekette “köylü” nüfusu duman oldu…

Atatürk’ün ifadesiyle “memleketin efendisi” bir avuç kaldı!

***

Peki, neden köyler bitirilmek istendi?

Ege’de SonSöz’ün bu köşesine…

Yazılarıyla ışık saçan Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı

Taaa, o zamanlar yazmıştı…

Köyler yok olursa…

Köylerin, meraların, sulak alanların ve tarlaların…

İskâna açılması mümkün hale gelecekti…

(Ki, oldu da…)

Belediye hizmetlerine ulaşmak daha da zorlaşacaktı…

Üstelik, köy “pahalılık” ile tanışacaktı…

(Ki, oldu da…)

Küçük ve orta ölçekli işletmelere sahip köylüler…

Giderek daha da yoksullaşacaktı…

(Ki, oldu da…)

***

İşin asıl acı yanı şuydu:

“Kır Kültürü”nü bilir misiniz?

Sadece köylerde yaşatılır…

İşte, o “Kır Kültürü” sizlere ömür…

Köyü ayakta tutan, köy salması ve köy imecesi de yok oldu…

Türküler bitti; türküler…

***

Üç yıl önceydi, yanılmıyorsam…

İzmir’in önceki Büyükşehir Reisi Aziz Kocaoğlu

Bergama’nın köylerini (pardon) mahallelerini dolaşırken…

Köylerin mahalle yapılmasını eleştirmiş…

Köyün adını falanca mahallesi diye değiştirmekle iş bitmiyor” demişti…

Dediği çıktı…

Köyler mahalle olunca ne oldu, biliyor musunuz?

O köy sakinlerinin su faturaları…

İzmir’in Alsancak Semti’ndeki bir mahallede yaşayan vatandaşın faturasıyla aynı oldu…

Kıyamet koptu; sonra boyunlar büküldü!

***

Tam, “N’olacak bu köylünün durumu?” derken…

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve…

İzmir Milletvekili Avukat Hamza Dağ’dan bir hamle geldi…

Genç politikacı…

“Bir kanun teklifi verdim… Mahalleye dönüşen köy tüzel kişiliğinin tekrar verilmesi için girişim başlattım…” dedi…

…Ve, arkasını şöyle getirdi:

“Çoğu köyümüzde köy tüzel kişiliği malları vardı... Köylüler bu malları icara verip köyün kendi ihtiyaçlarını bunlarla beraber görüyorlardı... Köy tüzel kişiliği kalkınca bu mallar belediyeye geçti… Bir kanun teklifi verdim... Cumhurbaşkanımızla da görüşüp mahalleye dönüşen köylerin köy tüzel kişiliğinin tekrar verilmesi ile ilgili bir girişim başlattım…”

***

O proje yürüyor…

Vekil Hamza Dağ, kararlı sonuna kadar yürüyecek…

Eninde sonunda…

Köy, köylüğüne kavuşacak…

***

Bi’küçük ayrıntı daha…

Köylerde yaşayan akrabalarınız varsa bilirsiniz…

Mahalleye dönüşen köyler mutsuz…

Aslında…

Bağlandıkları ilçe ve kent belediye başkanları da mutsuz…

Bunu siyasiler de görüyor…

Kırsaldaki mutsuzluk…

Bi’çay içmek için yolunuzun üstündeki köy kahvesine girdiğinizde…

O kadar belli oluyor ki…

***

Bitiriyoruz…

Köy kalmak ile mahalle olmak arasında büyük fark var…

Hepsinden önemlisi…

Köy tüzelkişiliğe sahip en küçük mahalli idare…

Yapısı “özerk”

Köyün gelirleri var, malları var…

İhtiyar heyetinden oluşan bir meclisi var…

Kıdemli belediye başkanlarını artmayan muhtarları var…

Neden uzun yaşıyorlar?

Çünkü, kendi ekip biçtiklerini yiyorlar…

Tarlada çalışıyorlar; yanakları kıpkırmızı…

Her şey organik!

Bi’de şunu unutmayalım…

Mahalleye dönüşen köylerin altın değerindeki meraları…

(Hani şu sıralarda çok konuşulan arazi satışlarını hatırlayın…)

Büyükşehir ve ilçe belediyesinin insafına bırakılmış halde…

Kimsenin içi sızlamıyor mu?

Hatırlayın, “Züğürt Ağa” filminin…

Zorla “şehirleştirilen” kahramanlarını…

Nokta…

Sonsöz: “Orada bir köy var uzakta; o köy bizim köyümüzdür… Gitmesek de, görmesek de o köy, bizim köyümüzdür… Artık orada bir köy yok… / Anonim…”