GÜNCEL EGE YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ POLİTİKA SPOR RÖPORTAJLAR YAZAR CAFE FOTO GALERİ VİDEO GALERİ
İhsan ÖZDURAN
YAZARLAR
19 Kasım 2020 Perşembe

Bergüzar

Mustafa Kemâl Atatürk’ün, Cumhuriyetimiz’in kuruluşunun 10’uncu yılında kaleme aldığı ölümsüz eseri Nutuk’ta yer alan “Beni hatırlayınız...” ifadesini daha sonra mübalağalı addederek, bu ifadenin üstünü çizdiği yönünde bir bilgiye rastlamıştım…

“Beni hatırlayınız...” ifadesinin yer aldığı paragraf şöyle idi:

“Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile âtinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır... Bu söylediklerim hakikat olduğu gün, senden ve bütün medeni beşeriyetten dileğim şudur: “BENİ HATIRLAYINIZ...”

Ben, her 10 Kasım sabahlarında rengârenk kasımpatılarının buruk kokusunu hissederek hatırlarım Ata’mı…

***

Nazım Hikmet’in Kurtuluş Destanı’dır, O’nu bana hatırlatan…

Boğazlar Kanunu’dur... 

Montrö’dür, Sevr’dir...

Lozan Barış Antlaşması’dır…

Ben; 

“Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi ile yurdumu güvende hissederim... 

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ve şanlı bayrağımızın mevcudiyetine ettiğim dualarla anarım başkumandanımı…

Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurmasından duyduğum müteşekkir duygularla artar her ezanda şükürlerim.

Türk Hava Kurumu ile, Türk Tayyare Cemiyeti ile özdeşleştiririm Cumhuriyetimi…

İlk kadın pilotumuz Bedriye Tahir Gökmen, dünyanın ilk kadın savaş pilotu  Sabiha Gökçen ile bir Türk kadını olarak gurur duyarım…  

İzmir İktisat Kongresi ile hayat bulan tüm kamu iktisadi teşekkülleri gelir aklıma bir bir; kâh içtiğim çay olur, kâh çayın içine koyduğum şeker... 

Çocukluğumda  giydiğim  pazen elbisenin sıcaklığı ya da bayramlık potinimin sevincidir, Cumhuriyet’in dev projesi Sümerbank...

Yalova’daki  çınar ağacı ve yürüyen köşk hikayesi gelir aklıma, hektarlarca ormanımızın yok oluşunun acısı düşer de yüreğime,  Ormanları  Koruma Kanunu ile çorak ve kurak kalmayacak  bir Türkiye hayal ederim…

“Köylü milletin efendisidir” diyerek; üreten köylüyü onurlandıran, tarımı, toprağı koruyan Toprak Kanunu ile hatırlarım ben Ata’mı…  


Asırlık zeytin ağacının bereketine hayran kalırken hatırlarım, vefatından önce talimatını verdiği Zeytin Yasası’nı...

Kimi zaman çocukluğumdan kalma “İş Bankası kumbarası”dır O’nu bana hatırlatan  ya da torunumun  üzerinde oynadığı nineden kalma Bursa Merinos halısı...  

“Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz… Hatta Cumhurbaşkanı olabilirsiniz fakat sanatkâr olamazsınız” sözlerindeki inceliğe hayran olurum…

***

Bir ülkenin yükselmesi için sanata ve sanatçıya önem vermenin elzem olduğuna inanarak alkışlarım, Türk sanatına hizmet vermiş olan her bir sanatçıyı...

“Vatanı korumak, çocukları korumakla başlar” sözünün derinliğini düşünürüm Çocuk Hakları Günü’nde; vatanın müreffeh yarınlara kavuşabilmesinin ancak ve ancak  aydınlık zihinli ve  mutlu çocuklar yetiştirmekle mümkün olacağını  anlarım.

Muasır medeniyetler seviyesine giden yol; harf inkılabı ile millet mekteplerindeki okuma yazma seferberliği hikâyeleri heyecanlandırır beni...

Cumhuriyetimizin aydınlanma meşalesi Köy Enstitüleri’nde yetişen öğretmenimin ellerinden öperim her Öğretmenler Günü’nde, başöğretmenimin ellerinden öpercesine....

***

“Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Gününde” içim burkulur…

“Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın” sözlerindeki nezakete ve zarafete hayran olurum…

Türk Kadını’na armağan ettiği, bir yol haritası niteliğindeki seçme ve seçilme hakkımı irdelerim büyük bir şükranla...

Ekseriyetle seçilme hakkına sahip çıkamayan kadının siyasi hayattaki kayıp yıllarına mahsup ederim, kadının yaşadığı tüm acıları… 

Her gün yaşanan kadın cinayetleri ile ödenen tüm ağır bedellerin çetelesi vurur yüzüme…

***

Genç Cumhuriyetin yokluk ve zorluk yıllarında salgın ve sâri hastalıklarla mücadele kapsamında kurulan Hıfzıssıhha  Enstitüleri, laboratuvarlar, aşı üretimi ve ithalatı konularını; dünyayı pençesine alan yaşadığımız  salgın günlerinde çok daha iyi idrak ederim…

 

“Benim manevi mirasım bilim ve akıldır” sözlerini bir ülkü olarak addederek; Corona aşısını, yüzde 90 başarı garantisi ile geliştiren ve Nobel’e aday gösterilmeleri söz konusu olan, Türk evladı iki bilim insanın dünyaya  yaydığı umudun gerçek olmasını dilerim  tüm yüreğimle…

***

Cumhuriyet kazanımları ile içtimai hayatın her safhasında yer alan her bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı; O’nun eserlerine gönül gözü ile bakmakla, düşünen akıl ile idrak etmekle, hafızasında canlı tutmakla ve gelecek nesillere aktarmakla mükelleftir…

Ebediyete intikalinin üzerinden geçen 100 yıla yakın bir zaman içinde; her durumda, her şartta adı “mıh gibi hafızalarımıza kazınmış” bu büyük isim Türkiye Cumhuriyeti’nin rumuzudur... Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Atası’ndan Türk milletine bergüzardır…

Bergüzar; kıymeti çok büyük olan, her daim kıymeti bilinen ve özenle muhafaza edilen bir yadigârdır... Ata mirasıdır, geçmişten geleceğe aktarılan hasletlerin ve değerlerin bütünüdür… Unutmamak ve unutulmamaktır…

Dünya durdukça; 

“Bütün medeni beşeriyet” 

Mustafa Kemâl Atatürk’ü daima saygı ile hatırlayacaktır…

Minnet, saygı ve özlemle...

Yazarın Diğer Yazıları