GÜNCEL EGE YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ POLİTİKA SPOR RÖPORTAJLAR YAZAR CAFE FOTO GALERİ VİDEO GALERİ
Hanzade ÜNUZ
YAZARLAR
23 Temmuz 2015 Perşembe

Yamanlar’a tüy dikmek

Duyunca önce kulaklarıma inanamadım.

Hani çok şaşırdığımızda, bu kadar da olmaz dediğimizde ağzımızdan istemeden çıkan bir “Çüş” sesi vardır ya...

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın İzmir’de Karşıyaka YAMANLAR’ı “Tehlikeli Atık Bertaraf Alanı” olarak seçtiğini duyduğumda benden de öyle bir ses çıktı.

Yine de inanamadım.

Yanlış bilgidir, bir hata vardır, doğru olamaz dedim.

Pimpirikli bir yapım olduğu için sordum da sordum.

Bir de siz bakın, inceleyin doğru mudur? dedim.

Ve doğru çıktı.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yamanlar’ı Tehlikeli Atık (TA) bertaraf alanı olarak belirlemiş.

Ne zaman?

Ocak 2015’te açıklanan son 1 / 100 binlik planlarda...

Yamanlar Bölgesi (TA) alanı olarak bir güzel işaretlenmiş.

Hani İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin çok arayıp Çöp Bertaraf Tesisi kurmak için bulduğu Yamanlar Bölgesi’nde...

Meslek odaları ve kamuoyunun özellikle zemin şartları nedeniyle çöp tesisi için uygun değildir diyerek, bilimsel raporlara dayanarak yüksek sesle itiraz ettiği Yamanlar’da.

Hani İzmir’i içme suyu olarak besleyen çok sayıda yeraltı su kuyusunun bulunduğu Yamanlar’da...

Metropol alanda içme suyunu yüzde 60 oranında  yeraltı su kuyularından temin eden İzmir’de.

Bağımsız kuruluşların hazırladığı hidrojeolojik etüd raporlarında yeraltı su kaynaklarının zemine bir metreden az yakınlıkta olması nedeniyle Çöp Bertaraf Tesisi’ne uygun olmadığını uyarısı yapılanYamanlar’da...

Karşıyaka’ya taş atımı mesafede...

***

Hal böyleyken,

İş başa düştü.

Oturdum, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı resmi internet sitesinde Atık Yönetimi Daire Başkanlığı’nın yayınladığı Tehlikeli Atıklar Yönetmeliği’ni inceledim.

(Bir Zamanlar yürürlükte olan Resmi Gazetede yayınlanmış Tehlikeli Atıklar Kontrolü Yönetmeliği Yer Seçimi Madde 31’e göre)

 
“Düzenli depolama tesisleri içme, kullanma ve sulama suyu temin edilen veya edilecek olan yeraltı suları koruma bölgelerinde, taşkın riskinin yüksek olduğu bölgelerde, birinci sınıf tarım arazileri, özel çevre koruma alanları ve milli parklarda kurulmaz, kurulmasına ve işletilmesine izin verilmez. Depolama tesislerinin yer seçiminde, seçilecek yerin jeolojik, hidrolojik, jeoteknik özellikleri, yeraltı su seviyesi ve yeraltı suyu akış yönleri, mevcut ve planlanan meskun mahal ile diğer yapılaşmalar, akaryakıt, gaz ve içme-kullanma suyu naklinde kullanılan boru hatları, deprem kuşakları ve tektonik koruma bölgeleri ile diğer zemin hareketleri, toprak özellikleri ve kullanım durumu, hakim rüzgar yönü, trafik durumu dikkate alınır. Depolama tesislerinin en yakın meskun mahale mesafesi bin metreden az olamaz. Depolama tesisi yeri seçiminde yer altı suyu akış yönü dikkate alınır. Maksimum yeraltı su seviyesine mesafesi beş metreden az olamaz.”
 
Satırları yer alıyormuş...
 
Muş diyorum, çünkü Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın internet sitesinde yer alan yeni yönetmelikte bu satırlar yer almıyor.
 
Çünkü 1995 yılındaki Resmi gazetede yayınlanan Tehlikeli Atık Yönetmeliği’nde yer alan yukarıdaki çevreye duyarlı satırlar daha sonra yürürlükten kaldırılan mevzuat olarak ilan edilmiş...
 
Peki Bakanlığın hazırladığı yeni yönetmelikte satır başlarıyla neler yer alıyor?
 
Yönetmeliğin birinci maddesinde amaç, “Tehlikeli atıkların üretimden nihai bertarafına kadar çevreye zararının önlenmesi...” olarak açıklanıyor.

Bir çırpıda saymak gerekirse Tehlikeli Atıklar Yönetmeliği’nden,

-Doğal karakterlerine göre tehlikeli atıkların (atık, sıvı, katı ya da çamur) halinde olabileceğini...

-Tanımlanmamış, insan ve çevre üzerinde etkisi bilinmeyen kimyasal maddeler, siyanür içeren atık tuzlar, solvent (çözücü) maddeler, yağlar, katranlı maddeler, cüruflar olduğunu...

Öğreniyoruz.

-Tehlikeli atık tesisinde ve taşıma işlemlerinde olabilecek kazayı, kaza oluşumunda tesiste ve civarında yapılacak işlemleri ayrıntılı olarak belirleyen Acil Durum Planı hazırlanması gerekliliğini...
 
-Aslında Tehlikeli Atıkların sürekli depolamasının yapılabilmesi için terk edilmiş kapalı maden ocaklarının kullanılması gerektiğini...
 
-Ve bertaraf tesisinin kapatıldıktan sonra 20 yıl boyunca gözetim altında tutulması zorunluluğu olduğunu...
 
Ve
 
-Pompalanabilir sıvı tehlikeli atıkların derine enjeksiyon yöntemiyle “hidrojeolojik açıdan uygun kuyulara enjekte edilerek” bertaraf edildiğini...
 
Öğreniyoruz.
 
***
 
Hımmm...
 
İşte tam bu noktada yer alan “hidrojeolojik açıdan uygun kuyular” tanımı dikkat çekiyor.
 
Yoksa bu...
 
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Yamanlar’a Çöp Bertaraf Tesisi kurma planları yaparken meslek odalarının ısrarlı talebiyle İZSU’nun hazırlattığı hidrojeolojik etüd raporundaki kuyularla aynı kuyular olmasın?
 
Diye düşünüyor insan ister istemez...
 
Ortada Yamanlar ve çevresinde binlerce kişinin içme suyu temin ettiği su kuyuları var.
 
Bir yanda yerin 1 metre altından geçen yeraltı suyu ve su kuyularının üzerine Büyükşehir Belediyesi’nin hala ısrarla kurmak istediği, ÇED sürecini bekliyoruz diye lafı dolandırdığı Çöp Bertaraf Tesisi var.
 
Diğer yanda Yamanları gözüne kestirmiş ve 1/100 binlik planlarda Tehlikeli Atık Bertaraf Alanı seçmiş Çevre ve Şehircilik Bakanlığı var.
 
Bakalım Çevre Kirliliği ipini kim göğüsleyecek?
 
Su kaynağının üzerine çöp bertaraf tesisi kurmak isteyen İzmir Büyükşehir Belediyesi mi?
 
Yoksa hidrojeolojik açıdan uygun su kuyularına belki de sıvı tehlikeli atık enjekte etmeyi planlayan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı mı?
 
***
 
Öğrendik ki, İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Bakanlığı’nın Yamanlar’ı Tehlikeli Atık Bertaraf alanı olarak belirlemesi kararına dört ay sonra dava açmış.
 
İtiraz süresi bitimine beş kala...
 
Sessiz, sedasız...
 
Usulca...
 
Burada İzmirliler’i incitecek, kızdıracak ve samimiyet sorgulatacak mesele şudur...
 
Her türlü haksızlıkta İzmirler’i dava arkadaşı belleyen ve arkasında durması için çağrıda bulunan Büyükşehir Belediyesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Yamanlar’a tüy dikme projesini bizlerle neden paylaşmadı?
 
İzmir’in tepesine kondurulmak istenen Tehlikeli Atık Sahasını öğrenmemize neden gerek görmedi?
 
Ama Bakanlığa dava açtıklarına göre, “O kuyular bizim. İzmirlinin kuyularıdır, İzmir’in malıdır. Bizden başka kimsenin kirletmesine göz yumamayız” diye düşünmüş, kibar kibar karşı çıkmaya azmetmiş olmalılar.
 
***

Hani Zat-ı Şahaneler’i demişlerdi ya, “Ya taraf olursunuz, ya da bertaraf” diye.

İzmir taraf olmadığı için bu şekilde, tehlikeli atıkla Bertaraf edilmek isteniyor anlaşılan.

Biz Zat-ı Şahaneleri tanıyoruz, biliyoruz ve şaşırmıyoruz.

Ama Bizim Şahaneleri’n bu haline çok şaşırıyoruz.

Ve artık çok kızıyoruz...