GÜNCEL EGE YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ POLİTİKA SPOR RÖPORTAJLAR YAZAR CAFE FOTO GALERİ VİDEO GALERİ
Ümit YALDIZ
YAZARLAR
29 Nisan 2017 Cumartesi

Aday profili!

Türkiye için kritik dönüm noktalarından biri kabul ettiğimiz 16 Nisan’ı her yönüyle anlamaya dahası hazmetmeye çalışıyoruz. Hazım sürecini zorlaştıransa zaten bıçak sırtı beklenilen bir yarışta seçimin namusundan sorumlu YSK’nın tutumu oldu.
Sadece Hayırcıların değil Evetçilerin de vicdanında 16 Nisan ‘temiz, adil ve net bir seçim olarak’ kayda geçmedi. Yüksek Seçim Kurulu’nun kendisini TBMM’nin ve de kanunların üzerinde gören yorumuyla bu referandum uzun yıllar gündemde kalmayı sürdürecektir. En azından tarih ve hukuk kitaplarında kendisine yer bulacağı kesin.
Sonuçları ve oranları geride bırakırsak; 16 Nisan itibariyle Türkiye’de yeni bir dönemin başladığını kabul etmek durumundayız.  Ve bu yeni dönemin ilk adımı 21 Mayıs’ta atılıyor.
Cumhurbaşkanı bir partinin genel başkanı oluyor.
Partili cumhurbaşkanlığının ilk önemli adımı bu…
Mevcut cumhurbaşkanı üzerinden bakarsak meseleye bu yeni duruma ‘fiili olanın resmi oluşu’ diyebiliriz. Ama 94 yıllık perspektiften bakarsak Türkiye’nin resmi olarak ‘tarafsız cumhurbaşkanına’ vedasıdır 21 Mayıs…
Partili cumhurbaşkanlığı demek illa ki o partinin genel başkanı olunacak anlamı taşımıyor aslında.
Dahası cumhurbaşkanı partili olacak diye bir kayıt da yok.  Anayasa değişikliği ile daha önce tarafsız olan cumhurbaşkanına istiyorsa bir partinin üyesi olabilir serbestisi getiriliyor.
Ama Sayın Cumhurbaşkanının bu yetkiyi ‘genel başkan’ olarak kullanmasında da bir mahsur yok Anayasal açıdan…
İster üyesi olur ister genel başkanı…
Anayasal hakkıdır.
Neden şimdi? Başbakan Binali Yıldırım’ın ilk açıklaması partinin 2018’de olağan genel kurula gideceği yönündeydi.  Ne değişti, neden olağanüstü kongre kararı alındı?
Yoksa muhalefet palazlanmadan 2018’de bir erken seçim var da toplum ‘partili cumhurbaşkanlığı’ modeline fiilen alıştırılmak mı isteniyor?
Ne demişti Sayın Başbakan…
Kongremiz 2018’de seçim 2019’da…
Kongre 21 Mayıs’a çekildiğine göre seçim tarihinin de güncellenmiş olması yüksek ihtimaldir.
*
Siyasette taşların yerinden oynadığı, kartların yeniden karıldığı bir sürecin başındayız.
Dahası siyaset okumalarının toptan değiştiği bir sürecin…
Bir partinin genel başkanı olmak, barajı aşmak, şu kadar vekil çıkarmak vs…
Kimileri için tüm bunların hiçbir anlamı kalmadı. Şahsen öyle düşünmediğimi not düşmek isterim. Ama birileri için önemli olan tek şey ‘başkanlık’ seçimi…
Bu görüşü savunanlara göre Türkiye’de sonraki seçimden itibaren ‘başkan ve diğerleri’ dönemi başlıyor. Başkan ve kabinesi oldukça geniş yetkilerle donatılmış olacak.
Mevcut duruma bu pencereden bakarsak; en güçlü ve iddialı başkan adayı şu anda sahnede… Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan!
21 Mayıs’ta ‘genel başkan’ olarak da bu yolda önemli bir adım atmış olacak.
Rakip?
Kocaman bir soru işareti.
Ekmeleddin İhsanoğlu olmayacağı açık!

Rakip başka bir partinin genel başkanı mı olacak, üyesi mi?
Yoksa yüzde 49’un ruhuna uygun tarafsız, ortada biri mi?
Böyle bir babayiğit var mı?
Varsa nerede?
Kim?
Muhalefet cephesinin yanıt bulması gereken soru çok.
Abdullah Gül’ün adaylığı bile konuşuldu son günlerde…
Deniz Baykal’ın vs…

Buradan bir aday önerecek değilim tabi ki…
Ama profil önerebilirim.
*
Bir…
Adayın tarlada izi olacak…
Yani İhsanoğlu gibi damdan düşmeyecek. Adaylık ihsan edilmiş değil adaylığı hak etmiş olacak. 
İki…
Aday Türkiye mozaiğini kucaklayabilme potansiyeline sahip biri olacak.
Yani etnik, mezhepsel yahut başkaca bir alt kimliğiyle öne çıkmış olmayacak.
Üç…
Aday partiler üstü bir saygı görebilme potansiyeli taşıyacak.
Yani tıpkı 16 Nisan’da olduğu gibi HDP’liyle MHP’linin aynı oyu atmasını sağlayabilen biri olacak.
Dört…
Adayın toplumsal sınıflarda bir karşılığı olacak…
Yani, işçi, köylü, esnaf gibi kesimlerle bağı olacak…
Beş…
Aday siyasetçi olacak… Hatta rakibi gibi siyaset emekçisi mümkünse virtüözü olacak.
Yani… Partili olacak ama partizan olmayacak.
Altı…
Aday iyi bir hatip olacak… En az rakibi kadar sokağın diline vakıf olacak.
Yedi…
Aday ‘emin’ sıfatına sahip biri olacak.  
Yani oy vermeyene de güven verecek.

Şimdilik bu kadar!

Not… CHP’de olağanüstü bir hareketlilik var. Bir grup olağanüstü kurultay kulisleri atarken yüzde 49’u Kılıçdaroğlu’nun başarısı olarak gören bir grup da ‘genel başkanı koruyalımın’ derdinde… Bakalım kim kime galip gelecek?

Not2: Yukarıda 7 kıstas belirlediğim başkan adayına ilişkin kafasında bir fotoğraf/isim beliren varsa yorum olarak yazının altına not düşebilir. 16 Nisan’dan itibaren Erdoğan’a karşı en doğru adayı bulmaya çalışıyoruz sonuçta.