GÜNCEL EGE YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ POLİTİKA SPOR RÖPORTAJLAR YAZAR CAFE FOTO GALERİ VİDEO GALERİ
Mehmet KARABEL
YAZARLAR
25 Mart 2023 Cumartesi

Şöhret “mutlu” olmaya yeter mi?

O’nu üç nesil tanıdı, sevdi ve hiç unutmadı…

Dördüncü nesil…

Ondan yadigar naftalinli filmleri…

Ağlayarak seyrediyor hala…

Yarın, günlerden 26 Mart…

Onun aramızdan ayrılışının 28’inci yılı…

Su gibi akıp giden onca zaman bile…

Türk Sineması’nın “benli güzeli” ile sevdamızı eskitemedi…

Ah! Belgin Doruk…

Hayallerimizin en güzel kadını sendin; ömrün boyunca!

***

Yakıştıramıyorsunuz, biliyorum ama…

“Acaba”, diyor var gücüyle iç sesim:

“Yoksa gerçek acıların yıldızı sen miydin?”

***

Gece oturun TV’nin karşısına…

Hala O’nun…

Tadına doyulmaz Ayhan Işık’la paylaştığı…

Küçük Hanımefendi” serisinin filmlerden birine…

Mutlaka rastlarsınız…

Replik de şu; hiç değişmediği için unutamıyorum…

Adalet Cimcoz’un sesinden:

Reca ederim bu bahsi kapatalım…”

***

Yaşasaydı, önümüzdeki Haziran’ın 28’inde…

(Tam da benim yaş günümde…)

88 yaşına basacaktı…

Büyük olasılıkla köşesine çekilecekti ama…

Yine de…

Benli Güzel” unvanıyla anılmaya devam edecekti…

Böyle durumlarda ne yapıyoruz?

Fala bakar gibi…

“Kader…” deyip, geçiyoruz…

***

Genç Cumhuriyet’in kızlarındandı…

Babası Gazi Çiftliği’nde ziraat mühendisiydi...

Annesi “bebeği gamzeli olsun” diye...

Her gün üç öğün “ayva” yiyordu...

Belki inanmayacaksınız ama...

Kara kaşlı, kara gözlü o kız bebek...

Gerçekten “gamzeli” dünyaya geldi...

Hatta…

Yaradan, bonus olarak...

Dudağının sol yanına O’na çok yakışan bir de “ben” kondurmuştu...

Sinemaya meraklı anne...

O güzel bebeğe “maşallah” çeken herkese...

“Benim kızım film yıldızı olacak” diyordu...

Anne Refet Hanım’ın duaları kabul oldu...

***

50’li yılların başlarıydı…

Henüz ortaokul öğrencisi iken…

Annesi, O’nu Yıldız Dergisi’nin yarışmasına soktu…

Ayhan Işık ile Belgin Doruk birinci oldu…

Ne ilginçtir ki…

Türk Sineması…

İşte o gün…

Türkiye’nin iki “ölümsüz yıldızı” ile taçlandı…

***

Çok kısmetli bir kızdı Belgin Doruk

İlk filmi “Çakırcalı’nın Definesi”nde…

Yarışma arkadaşı Ayhan Işık’la başrolü paylaştı…

Yönetmeni Faruk Kenç’e aşık oldu…

Gelgelelim…

Aralarında 26 yaş farkı vardı…

Aşk ferman dinlemedi, evlendiler…

O evlilik ancak dört yıl sürebildi…

Faruk Kenç’ten Gül adını verdiği bir kızı dünyaya geldi…

Çok kısmetliydi…

Boşandıktan sonra bu kez Zeki Müren’le harika bir ikili oluşturdu…

“Sanat Güneşi” ile…

“Kırık Plak”, “Hep O Şarkı”, “Bahçevan”, “İstanbul Kaldırımları” ve “Hayat Bazen Tatlıdır” filmlerini çekti…

Aslında…

Herkes O’nu Ayhan Işık’a daha çok yakıştırıyordu…

Çünkü…

Birlikte çevirdikleri "Küçük Hanımefendi" serisi çok tutulmuştu…

Bu arada…

Yerli film hayranları…

Benli güzeli…

Göksel Arsoy’un kolunda da çok beğeniyorlardı…

Ancaaak...

En güzel, en kalıcı rolü ise...

Ömrü boyunca adıyla özdeşleşen...

“Küçük Hanımefendi” oldu...

Ve o...

Zengin babanın burnu havada şımarık güzel kızı rolü...

Bi’daha hafızalardan hiç silinmedi...

***

Yeşilçam’ın ünlü yapımcılarından Özdemir Birsel ile…

İkinci evliliğini yaptı…

O’ndan da Aydın adında bir oğlu oldu…

Mutlu muydu, bilinmez ama…

Özdemir Birsel ile bu dünyaya veda edinceye kadar evli kaldı…

***

Belgin Doruk için kader ağlarını örmeye başladığında…

1970 yılı gelip çatmıştı…

Önce starlığını, sonra sağlığını kaybetmeye başladı…

Kiloları kabusa dönüştü…

Yaptığı diyetler de işe yaramıyordu…

O yıllarda…

Büyük reklamlarla satılan yasal bir ilaç kullanmaya başladı…

O ilaç hem zayıflatıyor hem de enerji veriyordu…

Hatta…

Aynı ilacı Zeki Müren’e de tavsiye etti… 

“Sanat Güneşi”, bir-iki denedi sonra…

“Enerjinin bu kadarı da çok fazla” diyerek…

Bir daha o ilacı kullanmadı…

***

Zayıflamak için kullandığı o ilaç yüzünden…

Sinir sistemi altüst olmuştu…

Hızla kilo almaya başladı…

Şişli'deki Fransız Lape Psikiyatri Hastanesi'nde…

O’nu yatağa bağlamak zorunda kaldılar…

Evine icra geldi…

Dayanamadı…

Uyku hapıyla intihara kalkıştı…

Zor kurtardılar…

***

O tarihten itibaren…

“Hayranlarım beni hep filmlerdeki gibi hatırlasın" diyerek…

İnzivaya çekildi…

Ölene kadar da kimseye görünmedi…

28 yıl önce bugün…

Kalp yetmezliğinden…

Henüz…

59 yaşında veda etti yüz binlerce hayranlarına…

Gözleri gibi “kara bahtı” biraz daha yaşamasına izin vermedi…

***

Bitiriyoruz…

Belgin Doruk...

Türk Sineması’nın gerçek “Küçük Hanımefendi”siydi...

Şimdi…

Şaşıracaksınız ama…

En çok “hastalanmak”tan korkardı; korktuğu başına geldi...

En çok “yaşama sevincini kaybetmek”ten koktuğunu söylerdi...

Korktuğu başına geldi...

Nokta…

Sonsöz: “Şöhret her zaman mutlu olmaya yetmiyor… / Anonim…”