GÜNCEL EGE YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ POLİTİKA SPOR RÖPORTAJLAR YAZAR CAFE FOTO GALERİ VİDEO GALERİ
Tayfun MARO
YAZARLAR
24 Kasım 2021 Çarşamba

Bu siyasetçileri tarih yazacak

Türkiye’de iki binli yıllarda ortaya çıkan siyasal diskurun toplumsal alanda odaklandığı değişim ve dönüşüm git gide belirginleşiyor.

Anılan değişim ve dönüşüm sürecinin miladı seksen darbesidir. Cumhuriyet devrimini ayakta tutan düşünce ve ilkelere karşı devlet katında açılan mücadele kırk yıldır sürüyor.

Yıllar içinde netlikle görüldü ki hedef, Cumhuriyet’in kurucu irade ve kuruluş felsefesinin ortadan kaldırılmasıdır. Yüzyıllık hikâyenin sona erdiğini ve yeni bir hikâyenin gerekliliğini dile getirenler, yeni hikâyeyi, Osmanlı bakiyesi din ve etnisite topluluklarının haklarına dayandırıyor.

Değişimve dönüşüm sürecinin önemli hedeflerinden biri de CHP…Değil mi ki Cumhuriyet rejiminin siyasi kadrolarını yetiştiren, Atatürk tarafından kurulmuş bir siyasal partidir.

Günümüze gelince, sürecin ileri aşamasında, “ceberut devlete” karşı “yetmez ama evetçi” aydınların da desteğiyle iktidara gelen Erdoğan’ın misyonu sonaermek üzere. Ve öyle görünüyor ki son hamleyi Kılıçdaroğlu tamamlayacak.

Küresel düzende yeni siyasi anlayışla dizayn edilen siyasi partilerin seçmene yönelik iletişim politikaları, hangi toplum katmanlarını hedef aldıklarına dairfikir veriyor.Kimlik siyaseti, liberalrotada yol alıyor.

Muhalefet manzaraları; Biri Ali’nin izinde munis, itaatkâr ve mazlum, “helalleşelim” diyor. Diğeri, Ömer’in peşine düşmüş adalet getirecek. Bir diğeri, “Kürt kimliğinden sonrası tufan” diyor.

İktidar zaten din ve etnisite gruplarına (Türk ve Sünni) dayalı siyaset yapıyor.

İlginçtir, Cumhuriyet devrimi ardıllarının siyasal alanda kendini ifade edeceği mecra kalmadı.Türkiye’nin özellikle batısında hayat bulan Cumhuriyet devriminin getirdiği değerleri savunanlar, siyasal alanda adeta yok hükmünde.

Bu son helalleşme hamlesinden sonra, CHP’nin yüzyıllık Cumhuriyet devrimi şiarı eni konu gölgelenecek.

Değişim ve dönüşümün yönü böylece şekillenecek gibi…

Toplumsal fay hatlarındaki devingenlik, barış içinde değişime engel olacak biçimde manipüle ediliyor.

Bu engelin barışçı yollardan aşılması ve değişimin önünün açılması elbet de milletin arzusudur.

Sonuç olarak, değişim kaçınılmaz olmakla birlikte, değişim sürecini yönetenlerin bu yaklaşımla “toplumsal mutabakat” sağlamaları, tutarlı bir“toplumsal sözleşme” ortaya çıkarmaları uzak ihtimaldir.

Belki günü kurtarırlar…

Ve günlerin getirdiği, kriz sarmalında süren kavganın karakolda bitme ihtimalini günbegün güçlendiriyor.