GÜNCEL EGE YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ POLİTİKA SPOR RÖPORTAJLAR YAZAR CAFE FOTO GALERİ VİDEO GALERİ
Spor
20 Ağustos 2020 Perşembe 16:20

İZVAK Başkanı Erten'den TFF'ye çağrı: ‘Adnan Süvari Sezonu’ olsun!

Bugüne dek Süleyman Seba, Turgay Şeren, İlhan Cavcav, Cemil Usta isimlerini taşıyan Süper Lig'de 2020-21 sezonunun Göztepe'nin efsane hocası Adnan Süvari'nin adını taşımasını istediklerini anlatan Ali Erten, İzmirli tüm kurum ve kuruluşlardan, kulüplerden tam destek gördüklerini söyledi.

EGEDESONSÖZ - İzmir Spor Kulüpleri Birliği Vakfı  (İZVAK) Başkanı Ali Erten, Sonsöz TV'de önemli değerlendirmelerde bulundu. Gazeteci Muhittin Akbel'in sorularını yanıtlayan Ali Erten, Süper Lig'de 2020-21 sezonunun "Adnan Süvari Sezonu" olarak adlandırılmasını istediklerini bildirdi. Alsancak ve Karşıyaka statlarıyla ilgili gelişmeleri de anlatan Ali Erten, önemli bilgiler aktardı.

GERÇEKTEN ÇOK ZOR BİR SEZON OLDU
"Süper Lig'de Göztepe'den başka takımımız yok. Gönlümüzden her yıl bir takımımız daha buraya çıksın geçiyor ama olmuyor. İzmir futbolu aslında son birkaç yıldır bir çıkışta. Süper Lig’de bir, Birinci Lig’de üç, Üçüncü Lig’de üç takımımız var. Toplamda 7 takımla temsil ediliyoruz, profesyonel liglerde... Geçen yıla baktığımızda zor bir sezondu. Buna rağmen ortalama düzeyde bir başarı elde edildi. Hem Süper Lig’de hem de Birinci Lig’de olan takımlarımız en azından orta düzeylerde yer aldılar. Üçüncü Lig’deki iki takımımız Bucaspor ve Karşıyaka  play-off oynadı. Ayrıca Üçüncü Lig’e BAL’dan Bergama Belediyespor tekrar katıldı.

Gönlümüz şunu istiyor; bir zamanlar nasıl beş İzmir takımı o zaman ki Süper Lig’de yer aldıysa, bir gün onlar da olsun. Birinci Lig’deki takımlarımızdan Altay, aslında çok başarılı bir sezon geçirdi ve play-off’u son hafta kaçırdı. Ara verilen sezonda doğal olarak sporcuların ve teknik adamların motivasyonları dağılabiliyor ve toparlamak kolay olmuyor.  Durum böyle olunca sürpriz sonuçlar olabiliyor. Sporcuların günlük performansı daha önemli hale gelmeye başlıyor. O dönemdeki başarı veya başarısızlık çok öngörülebilir bir şey değil ancak Altay son anda play-off’a çıkamadı. Çıksaydı Süper Lig’de yerini alırdı. Bu sene inşallah olacak diye düşünüyorum. Gönlümüz ilerleyen yıllarda Süper Lig’de daha çok İzmir takımını istiyor."

İDEALİST YÖNETİCİLER İŞBAŞINA GELDİ
"Biz Süper Lig'e ikinci takımı göndermek isterken, İstanbul'un 6 takımı oldu. Altay 17, Karşıyaka 24, Altınordu yarım asırdır Süper Lig'den uzakta. Fakat bu yanlışları güncel olarak düşünmemek lazım. Bu yanlışlar uzun vadeli yanlışlardır. Her sektörde olduğu gibi spor da endüstrileşiyor. Bunun olimpiyat ruhu ile ne kadar örtüştüğü ayrı bir boyut. Günümüze ayak uyduramadığınız zaman geride kalıyorsunuz. Yerinizde saymak bile diğerleri yol alırken bu geride kalmak anlamına geliyor. Bu anlamda kulüplerimiz bu endüstrileşme dönemine çok adapte olamadıklarını düşünüyoruz. Türkiye’de şu anda yetiştirici kulüp olarak örnek gösterilen Altınordu, kurumsal yapılanma olarak da örnek gösterilen bir Göztepe var. Bunların ortak paydasına baktığımız zaman gerçekten bu işi çok seven, bu işe yatırım yapan ve aidiyeti olan insanların bu işe profesyonel bir şekilde girdiklerini görüyorsunuz. Mehmet Özkan ve Mehmet Sepil gerçekten fark yarattılar. Vizyonları vardı ve bu vizyonları kulüplerinin önüne koydular ve o vizyonu paylaştılar. Yavaş yavaş diğer kulüplerin de bu örnekten hareketle kendilerini geliştirdiklerini görüyoruz. Bu kamuoyunda şirketleşme olarak biliniyor ama şirketleşmenin de çeşitli modelleri var, tek düze görmemek lazım. Önemli olan bunu kurumsal yapıya kavuşturmak ve özellikle mali yapısını, tesislerini güçlendirmek.

Eskiden yöneticilerimiz makbuzu alıp çarşıya çıkar esnaftan para toplayıp prim dağıtırlardı. Bu çok güzeldi ama artık geçerliliği yok. İnternet ve televizyondan sonra tam sanayi haline ve büyük bir mecraya hitap eden dünyanın en kolektif ve en katılımcı eğlencesi futbol. Durum böyle olunca bütçeler çok büyük. Amatör mali yapılarla bu işin sürdürülebilirliği bu anlamda yok. Yavaş yavaş buna adapte olduğumuzu görüyorum. Bu bir anda olan bir şey değildir ve bu bir süreçtir. Bu süreçte İzmir takımları iyiye doğru gidiyorlar."

GALİBA LİGLERE SEYİRCİSİZ DEVAM EDİLECEK
"Maçların seyircisiz olarak oynanmasına gelince... Ortada bir sağlık sorunu var. Sportif bir olay değil. İnsan sağlığının söz konusu olduğu bir yerde her şeyi ikinci plana atmak zorunda kalırsınız. Bu arada sahadaki sporcularımızın da sağlık yaklaşımları var ama onları sürekli belli kontroller altında belli bir disipline getirebilirsiniz. Taraftarı ve yoğun tribün yapısını kontrol edemezsiniz. O bakımdan ben de aynı fikirdeyim. En azından ilk yarıda taraftarların maça alınmayacağını düşünüyorum. Özellikle şimdi ikinci salgının konuşulduğu yerde bunun önü açılmayacaktır. Bunun getirdiği heyecan ve motivasyon tarafının dışında çok büyük bir ekonomik kayıp demek. Bu yıl bu nedenle hem sahadaki çocuklarımızın motivasyonu hem de yöneticilerimizin bütçeyi dengelemesi açısında çok zor bir yıl olacak. Bütün gelir kalemleri bir yıl öncesine göre yüzde elli kayıp altında. Bu çok ciddi bir rakam ve telafi edilebilir değil. Bu sene maalesef daha zor bir yıl olacak. Sağlık söz konusu olunca hiçbirimiz bir şey diyemiyoruz. Taraftar konusu çok üzücü ama kabullenmek zorundayız. Yarıya yarıya, ya da yüzde 30 kapasiteyle seyirci kabulü olur mu, bilemem. Taraftar, takımı gol attığında arkadaşıyla kucaklaşmak ister. Tribünlerin kapasitesi 20 iken, 5 bin kişiyi dahi maça alsanız, bu rakam bile çok ciddi bir rakamdır. Federasyonun bu konuda bir çalışması var mı, bilemiyorum."