GÜNCEL EGE YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ POLİTİKA SPOR RÖPORTAJLAR YAZAR CAFE FOTO GALERİ VİDEO GALERİ
Politika
23 Aralık 2019 Pazartesi 14:14

CHP’li Sındır’dan kayyum tepkisi: Seçmen iradesi yok sayıldı!

CHP İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır, Urla’da belediye başkanının görevden alınarak kayyum atanmasına tepki göstererek, “Biz buraya kayyum atanacak bir durum olmadığını belirterek Vali’ye gittik. Yeni başkanın meclis içinden seçilmesi gerektiğini belirttik ancak yine de kayyum atandı. Her ne olursa olsun masumiyet karinesi geçerli olmalıdır. Suçlu ya da suçsuz olduğu kesinleşmemiş kişinin görevden alınıp ardından seçmenin de iradesini yok sayan hüküm olsa olsa tek adam rejiminin ürünü olur” dedi.

EGEDESONSÖZ- CHP İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır, Sonsöz TV’de yayınlanan Günaydın Ege programına konuk olarak katıldı ve Aslı Eren’in sorularını yanıtladı. Milletvekili Sındır, Urla Belediyesi’ne kayyum atanması ve ülke gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

BU YÖNTEMLE CHP İLE FETÖ ARASINDA BAĞ KURAMAZLAR
Urla Belediye Başkanı Burak Oğuz’un görevden alınması ile ilgili konuşan Sındır, “Baktığınızda bir kişiyi suçluyorlar, bu kişi herkes olabilir. Bu ithamlar çeşitli tarihlerde bazı kişilerle aradı-arandı kayıtları ile oluşturulmuş. Bugün iktidardaki insanları alın bu HTS kayıtlarına bakın bu tip aradı-arandı kayıtlarından yüzlerce binlerce çıkar. Bu yöntemle CHP ile FETÖ arasında bağ kuramazlar. Herkes biliyor, kendileri de biliyor bunu yapamayacaklarını aslında. Biz inanıyoruz ki Burak Oğuz masumdur ancak hukuki süreç devam edecek. Böyle bir suçlama ile görevden alınması ve bir de yerine kayyum atanması durumuyla karşı karşıyayız” dedi.

MASUMİYET KARİNESİ GEÇERLİ OLMALI
Urla Belediyesi’ne kayyum atanması hakkında değerlendirmelerde bulunan Sındır, “Bakın yine OHAL döneminde KHK ile uygulanan bir hüküm kanun yapılmış ve hala devam ediyor. Bu hükme göre terörle iltisaklı olan başkanlar yerine kayyum atanması yapılıyordu ancak Urla’da başkanın kişisel çevresi ile ilgili bir durum söz konusu. Biz buraya kayyum atanacak bir durum olmadığını belirterek valiye gittik. Bu durumu ifade ettik yeni başkanın meclis içinden seçilmesi gerektiğini belirttik ancak yine de kayyum atandı. Burada kayyum da devletin bir görevlisi, şahsı ile ilgili bir eleştirimiz olmaz. Geçtiğimiz günlerde bir kayyumun AK Parti’nin aleyhinde bir karar alması yüzünden bir belediye kayyumunu AK Partililer kayyumu şikayet etti. Siz kayyumu bir devlet görevlisi olarak mı atıyorsunuz yoksa AK Parti’ye fayda sağlaması için mi? Her ne olursa olsun masumiyet karinesi geçerli olmalıdır. Suçlu ya da suçsuz olduğu kesinleşmemiş kişinin görevden alınıp ardından seçmenin de iradesini yok sayan hüküm olsa olsa tek adam rejiminin ürünü olur. Aslında bugünkü siyasal iktidarın seçmen tercihi gibi bir derdi yok, ellerinde olsa tüm belediye başkanlarını da kendileri atamayla belirlemek isterler. Bu kayyumun da aslında sebep-sonuç durumu budur” diye konuştu.

GÜVENLİK SORUŞTURMALARI FİŞLEMELER ÜZERİNDEN YAPILIYOR
Güvenlik soruşturmalarının şahıslara ait fişlemeler üzerinden yapıldığını öne süren Sındır, “Bugünkü siyasal iktidar ve başında olan Recep Tayyip Erdoğan, yavaş yavaş tabanlarının çözüldüğünü görüyoruz. Bütçe görüşmelerin ardından bir torba kanun teklifi geldi mecliste. Bir çoğu anayasaya aykırılık teşkil eden maddeler içeriyordu. O teklifi veren AK Partili arkadaşlar 3 maddeyi çekeceklerini açıkladılar ve biz de memnun olduk. Bu 3 madde içerisinde memuriyete alımda gerçekleştirilecek güvenlik soruşturması da vardı. OHAL döneminde çıkartılan KHK’lar OHAL’in ardından kanunlaştırıldı. Bu güvenlik soruşturması da OHAL döneminde vardı. Güvenlik soruşturması kişinin kendisi ve ailesi üzerine yapılan fişlemelerden oluşuyor. O fişlemelere göre kişi terörist bile ilan edilebilir. KHK’lar sırasında çok sayıda kişi alakası olmayan örgütlerle ilişkilendirildi. CHP’li bir büyüğümüz de 1969 yılında üye olduğu Mardinlilerle ilgili bir dernek sebebiyle çeşitli ithamlara maruz kaldı. Ben eminim hepimiz hakkında bu tür fişlemeler yapılmıştır. Bu güvenlik soruşturması da işte bu fişlemeleri içerecekti. Ben mecliste söyledim, bir gün gelir bu fişlemeler sizin için de kullanılabilir dedim” ifadelerini kullandı.

DARBE ARAŞTIRMA  KOMİSYON RAPORU YOK EDİLDİ!
Cumhuriyet Halk Partisi’nin FETÖ ile suçlanamayacağını belirten Sındır, “Bugünkü siyasal iktidar, övünüyorlar 17-18 yıldır iktidardayız diye. 15 Temmuz 2016’da olan darbeye bakarsak,  2002’den bu yana iktidar olarak kendi kadrolarınızı her yere yerleştirdiniz. O gün cemaat diyerek birlikte hareket ettiğiniz insanları her yere yerleştirdiniz, değişik vesilelerle tüm kadrolarınız o örgüt liderini özlemle andınız ve ülkeye davet ettiniz sonra bir darbeye maruz kaldınız. Şimdi bu çamuru unutturup CHP’ye bulaştırmaya kalkıyorsunuz. 2004 yılında Fettullah Gülen cemaatinin tehlikeli olduğu konusunda uyarıldı ama hiçbir girişim yapılmadı. Şimdi bunu inkar edemezler. Darbe komisyon raporuna bile tahammülleri yok, bu raporu meclisten yok ettiler. Darbe araştırma komisyonunun raporunun meclis arşivlerinde bulunmadığını meclis başkanı açıkladı” dedi.

ASGARİ ÜCRET TESPİT KOMİSYONU REFAH DEĞİL MALİ PENCEREDEN BAKIYOR
Asgari ücret hakkında konuşan Sındır, “DİSK asgari ücretin 3 bin lira seviyelerinde olması gerektiğini, Türk-İş de 2578 lira olarak öne sürdü. Diyanet’in günlük gıda için 95 lira uygun bulduğu biliniyordu. Bizim devlet yönetiminde Diyaneti referans alamayız ancak insani bir düzeyde olması gerekiyor. Uzlaşma diyecekler falan 2 bin 400 lira ile 2 bin 500 lira seviyelerinde yapacaklardır. Biz en az 2 bin 600 lira seviyelerinde olmalı demiştik. Gevrek çay hesabına göre bile 4 kişilik ailenin gıda masrafı 900 lirayı buluyor. Şu an asgari ücret 2020 lira, 1 yerine 2 gevrek yemeye kalksan asgari ücret ancak onu karşılar. Açlık sınırı 2 bin 122 lira olarak açıklanmıştı. Asgari ücret komisyonunun ben bu meseleye, asgari ücretlinin huzuru, refahı gibi bir pencereden değil, bütçe gibi mali pencereden baktığını düşünüyorum” açıklamasını yaptı.